Home / Gündem / 12.Hadis: “Boş”işler ve İnsan’ın Menzili

12.Hadis: “Boş”işler ve İnsan’ın Menzili

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم “مِنْ حُسْنِ إِسْلَامِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لَا يَعْنِيهِ”

​Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:​”Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri (malayaniyi) terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizî, Zühd 11; İbn Mâce, Fiten 12)

Hadis’in Şerhi:

Bu hadis, zahirde bir edep kaidesi gibi görünse de hakikatte kulun İslâm ile kurduğu ilişkinin kalitesini ölçen bir mîzandır. Çünkü melâyânî, haram olduğu için değil; kalpte yer işgal ettiği ve Hak ile olan bağı zayıflattığı için terk edilir.

Bu da meselenin li aynihî değil, çoğunlukla li gayrihî illet üzerinden anlaşılması gerektiğini gösterir !

Melâyânî müslime şu 3 mertebede zarar verir:

1- İlmel yakîn mertebesinde olan için:Bilginin gereğini yerine getirmeye yönelik amelleri terk başlar; nefsin disipline edilip hakikate ulaşması yerine haz alacağı işlerle uğraşmaya başlamasıdır ki bir müddet sonra boşluğa düşer ve ibadet askıya alınmaya başlar.

Bu hâl, bilginin amel doğurmaması ile sonuçlanır. Oysa Kur’ân’da ilim, yük değil sorumluluk doğuran bir nurdur. Melâyânî ise bu nuru dağıtır, istikamet yerine dağınıklık üretir.

Bu mertebede melâyânî, ilmin önüne perde olur; kişi “bilen ama yapmayan” hâline düşer ki bu, irfan yolunda ilk kırılmadır.

2- Aynel yakîn mertebesinde olan için:

İbadet ve güzel ahlakta sabit olmaya çalışan bu güruh melâyânî ile düzenini bozar ve istikrârı kaybeder. Her fırsatta toparlanmaya çalışır lakin melâyânînin getirdiği fâsıla düzen zincirinin kırılmasına vesile olur ! Oysa dinde en önemli düstur kullukta devamlılık ve düzendir.

Nitekim Peygamber Efendimiz’in amelde en sevdiği şeyin “az da olsa devamlı olan” olması bu hakikati destekler.Burada melâyânî, doğrudan günah üretmez; ama istikrarı bozar, yani zinciri kırar. Zincir kırıldığında ise sistem çöker !

3- Hakkal yakîn mertebesinde olan için:

Bu kimse takvalıkta söz sahibi olmasına rağmen şeytan ve nefsin oyunlarıyla melâyânîye düşecek olursa ameli düzen içinde devam etse bile yakîni aynı düzende devam etmez; bedenî hâl ve fiilleri devam eder ama kalbî hâl ve takvası sekteye uğrar.

Bu mertebede tehlike daha incedir: amel devam eder ama ruh çekilir. Zâhir korunur ama bâtın zedelenir. Bu da ihsan boyutunda bir gerilemedir.

Bu yüzden melâyânîyi terk etmek ki –kişinin bir sıfatıdır– nefsindeki İslâm için yapacağı güzelliklerden en birincisidir.

Onun her terki kişinin Rabbine yaklaşmasının belirtisidir. Hâk ile meşgul olan boş şeylerden uzak olur. Çünkü kalpte iki şey aynı anda tam yer tutmaz: Hak doldukça bâtıl çekilir.

Mümin için bunun (melâyâni) terk metodu aslında Kur’ân’da belirtilmiştir:

1. Evre:“Boşaldığın zaman hemen yeni bir işe koyul” ( İnşirah Suresi 7)Bu, ilk terk metodudur.Ayetin lafzı “فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ” olup anlamı “bir işi bitirince diğerine yönel” şeklindedir.Bu evrede amaç, boşluğu yok etmektir. Çünkü melâyânî boşlukta filizlenir.

2. Evre:“Onlar lağvden (boş işler, oyun, eğlence) yüz çevirirler” (Mü’minun Suresi 3)Bu da ikinci terk metodudur.

Çünkü boşluğu faydalı ile doldururlar.Burada artık sadece kaçınma değil, kimlik oluşumu vardır. Mümin artık “boş yapmayan” değil, “boştan yüz çeviren” olur.

3. Evre:“Bilgin olmayan şeyin peşine düşme” (İsra Suresi 36)

Kişi alt yapısını hazırlamadığı, hakkında malumat edinmediği iş/bilginin dahi peşine düşmekten kendini alıkor da bu emir gereği neler hakkında bilgisi ve arzusu olması gerektiğini tespit eder; işte bu üçüncü evre terk metodudur.

Ayet yalnızca “bilgisizce takip etme”yi değil; kulak, göz ve kalbin sorumluluğunu da içerir.Bu mertebede kişi artık sadece fiilini değil, ilgi alanını ve merakını da terbiye eder.

Kişi bu terk metotlarıyla gerekeni yaptığında artık kendini gaflet–kasvet–mazeret–hatta ihanet çukurlarına düşmekten kurtarır.

Çünkü melâyânî terk edilmezse süreç şu şekilde işler:melâyânî → gaflet → kasvet → düşüş.Ama terk edildiğinde tam tersine döner:şuur → huzur → istikrar → gurb (yakınlık).Melâyânîyi terk eden, aslında boş şeyi değil; kalbinde Hak’tan başkasına ayrılan yeri terk eder.İslâm’ın güzelliği, sadece doğruyu yapmakta değil; gereksizi terk edebilme inceliğinde ortaya çıkar.

En tehlikelisi de Faydalı görünen melâyânîdir ; oysa bunda dikkat edilecek şey faydanın kendisi değil; ölçüsüzlüğüdür, çünkü onu terk edebilmek aklın değil ancak basiretin işidir ! Vesselâm.

Şeyh Mustafa Murat İyiyapıcı Hocaefendi hafizahullâh

About Hasan K.

Check Also

15.Hadis: Gönül İkliminin Üç Kapısı: Söz, İkram ve Hüsn-ü Muamele

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ:​”مَنْ كَانَ …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir