Home / Hadis / Kırk Hadis Ve Şerhi / 3.Hadis: İslâm’ın Rükunları

3.Hadis: İslâm’ın Rükunları

عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ ﷺ يَقُولُ:”بُنِيَ الإِسْلَامُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ، وَإِقَامِ الصَّلَاةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَحَجِّ الْبَيْتِ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ.”

(رواه البخاري ومسلم)

İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İslâm dini beş esas üzerine bina edilmiştir. Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak.”

Hadisi Şerifin Tasavvufi Şerhi;

Bu hadis-i şerif’te işaret olunan sırlardan birisi de şudur ki: din bir fikir değil, bir şehirdir; zemininde iman vardır, duvarlarında İslâm yükselir, çarşılarında ihsan tezyîn ve kemâl olur.

Cibrîl hadisinin tertibinde gördüğümüz gibi dinin kuruluş haritasını da fısıldar bize : iman şehrin toprağı ve mayası, İslâm şehrin binaları ve sokakları, ihsan ise şehrin ışığı ve ruhudur.

Bu sebeple İslâm, cihad, zikir, iyi niyet veya kalb tasfiye ve tezkiyesi gibi latif hâller üzerine değil bilakis ; şehadet,namaz, zekât, oruc ve hac gibi taş, kireç ve kereste hükmünde zahirî ameller üzerine kurulur; zira şehir görünmez temâyüllerden değil, görünür aşikâre yapılarla kâim olur.

İman hâfîdir; toprağın altındaki su gibidir, sahibinden başkası onu görmez. İslâm ise mazhar olur; meydanlarda, çarşılarda, mescidlerde ve vakit disiplininde şehrin ahengini kurar.

Şehadetin yeri surlardır: şehre giriş bu surlardandır, kimlik ilânı ve aidiyet orada okunur.

Namaz, şehrin direkleri ve mihveridir; vakitlerin ritmiyle düzen tesis eder.

Zekât, şehrin ticareti ve tedavülüdür; malların dolaşımıyla hem halkı hem şehri mamur eder ve nefsin pasını temizler.

Hac, şehrin kanalizasyonudur; kirleri toplayıp taşıyıp götürür, yükleri tahliye eder ve kulun geçmişini beyazlatır.

Oruç ise şehre hükmün kime ait olduğunu gösterir ve öğretir; malikiyet vehmini kırar ve mahrumiyetle terbiye eder !

Bu sebeple bu beş amel, ferdî vecibeler gibi görünseler de bâtınen cemaat ve şehir ile kaimdirler; zira İslâm mefhum olarak yalnızın çadırında değil, toplumun şehrinde tahakkuk eder.

Kul iman ile bu şehre mensup olur; İslâm ile müntesip kılınır; ihsan ile şehrin ruhunu hisseder.

Böylece hadisin amacı mücerret bir haber vermek değil, şehre giriş şartlarını bildirmektir ki bu şartlar seni İslâm’ın şehrine dahil eder ve o şehirde yaşanmadıkça din kemâle ermez ! Vesselâm.

Şeyh Mustafa Murat İyiyapıcı Hocaefendi (hafizahullâh)

Hadisi Şerifin Hikemî(Felsefi) Yorumu:

Bu hadisi nebevi, genellikle bir fıkıh veya temel ilmihal konusu olarak ele alınsa da, derin bir ontolojik ve ahlakî yönü vardır.

Hadis islam düşüncesinde, bireyin hem kendisiyle hem yaratıcısıyla hem de toplumla olan ilişkisini “mimarî bir bütünlük” içinde sunar.

İslam’ın bir “bina” olarak tanımlanması, hikmet açısından bütüncül bir bakış açısı sunar.

Bir binanın ayakta kalması için tüm kolonların sağlam olması gerekir. Tek başına bir kolon (örneğin sadece oruç), binanın işlevini yerine getirmesine yetmez. Bu, İslam’ın sadece bir inanç sistemi değil, eylem ve disiplinle desteklenen bir “yaşam formu” olduğunu gösterir.

İnanç binanın özü ise, diğer dört ibadet bu özü koruyan ve görünür kılan arazlardır.

“Şahitlik ederim” ifadesi bir iddiadır. Şahitlik, salt bir bilgi değil, bir tecrübedir.

Kişinin evrendeki ve zihninde ki sahte tanrilari reddedip bir nizamı (Tevhid) kabul etmesi, zihinsel bir devrimdir.

“La ilahe” ile başlayan süreç, önce zihni putlardan (ideolojiler, hırslar, sahte tanrılar) temizler , sonra “İllallah” ile hakikati yerleştirir.

Namaz, insanın zaman ve mekân algısını kutsal olana göre yeniden düzenlemesidir.

İnsan, gündelik hayatın yatay düzleminde (dünyevi işler) kaybolmaya meyillidir. Namaz, bu yatay akışı günde beş kez dikey bir kesintiyle böler. Bedenin rüku ve secde ile hareketi, zihnin teslimiyetini fizikselleştirir ve “beden-zihin birliğini” sağlar.

Zekât, mülkiyet kavramına radikal bir eleştiridir. Mutlak mülkiyet insanın değil, Allah’ındır. O, insanın “sahip” değil “emanetçi” olduğunu hatırlatıp bireyin toplumdan kopuk bir varlık olmadığını, başkasının acısından ve ihtiyacından ontolojik olarak sorumlu olduğunu tescil eder. Bencilliğin panzehiridir.

Oruç, biyolojik determinizme karşı bir başkaldırıdır. Insan normalde dürtülerinin kölesidir. O,insana “Hayır” diyebilme gücü verir. Ve bu, gerçek özgürlüktür; içgüdülerin zincirini kırmaktır. Varlığı sadece “tüketerek” anlayan insana, “yokluk” üzerinden bir varlık bilinci kazandırır.

Hac, bireysel kimliklerin (makam, ırk, zenginlik) ilga edildiği bir varoluşsal yolculuktur. O, dünya üzerindeki tüm farklılıkların tek bir merkezde (Kabe) eşitlendiği, ümmetin birliğine dair en somut göstergedir. İhram, kefeni simgeler. Hac yapan kişi, tüm dünyevi statülerinden soyunarak “saf insan” olarak hakikatin huzuruna çıkar.

Hikemî bir perspektiften bu beş esas; zihni (Şehadet), ruhu (Namaz), mülkiyeti (Zekât), bedeni (Oruç) ve toplumsal aidiyeti (Hac) disipline eder. İslam bu beşli yapı ile insanı, parçalanmış bir varlık olmaktan çıkarıp “Kamil İnsan”yolunda bütünlüklü bir öznelliğe davet eder.

“Ve bu bina, insanın iç dünyasındaki karmaşayı düzene sokan bir mimaridir.”

Sened Analizi ve Râvî Zinciri​

Hadisin senedi, “Âlî Sened” (yüksek ve güvenilir zincir) kategorisindedir.​

Sahâbi Râvî: Abdullah b. Ömer (r.anhümâ). Kendisi, sünnete ittiba konusunda en titiz sahâbîlerden biri olarak bilinir.​

Tabiûn Râvîleri: Bu hadis İbn Ömer’den; oğlu Sâlim, Nâfi ve Tâvûs gibi en güvenilir (sika) talebeleri vasıtasıyla nakledilmiştir. Özellikle “Nâfi – İbn Ömer” yolu, hadis ilminde “Silsiletü’z-Zeheb” (Altın Zincir) olarak adlandırılan en sahih yollardan biridir.

Hadis, “Müttafekun Aleyh” (Buhârî ve Müslim’in ittifak ettiği) bir rivayettir.

Hadis edebiyatının en muteber kaynaklarında şu şekilde yer alır:

​Buhârî: Kitâbu’l-Îmân, 1. Bab (Hadis No: 8). Ayrıca Tefsîr bölümünde de geçer.​

Müslim: Kitâbu’l-Îmân, 19-22. Bablar (Hadis No: 16).​

Tirmizî: Kitâbu’l-Îmân, 3. Bab (Hadis No: 2609).​Nesâî: Kitâbu’l-Îmân, 13. Bab (Hadis No: 5001).​Ahmed b. Hanbel: Müsned, c. 2, s. 26.

HK.

About Hasan K.

Check Also

2.Hadis: Cibril Hadisi

عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: بَيْنَمَا نَحْنُ جُلُوسٌ عِنْدَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir